BENGİ/DÖNÜŞ

BENGİ DÖNÜŞ (23.10.2026 – 03.11.2026)
Sergi Metni
Zamanın büküldüğünü düşünün; iyice büküldüğünü ve bir çember haline geldiğini. Nihayetinde,
son denilen yerde zaman yeniden başlıyor. Nietzsche zamanı tam olarak böyle hayal etmemizi
istiyor. Böylelikle maddenin ve hareketin sonlu enerjisi, sonsuz döngünün içerisinde yeniden
yaşam buluyor. Kainatta her şey yeni baştan yaşanıyor. Fakat bu yalnızca bir kavrayış değil,
aklımızı zorlayan etik bir problem. Çünkü Nietzsche bize şunu soruyor: Yaşadığın bu hayatı en
küçük ayrıntısına kadar, tüm acıların ve sevinçlerinle, hatalarınla ve pişmanlıklarınla ebediyen
tekrar tekrar yaşamak zorunda olsaydın, yine de yaşama evet diyebilir miydin? Kaderini sevebilir
miydin?
…
Öyleyse döngüye bir kez daha bak! Bir kez daha bak! Çünkü ona daha sonra tekrar bakacaksın.
“BENGİ DÖNÜŞ” sergisi, Gülay Yıldırım ve Semi Arslan’ın kendi çalışmaları üzerinden bu
varoluşsal döngüyü, zamanı, hafızayı ve tekrarı maddenin halleriyle yeniden yorumladıkları ortak
bir eşik olarak karşımıza çıkıyor.
Gülay Yıldırım, görsel hafıza, organik formlar ve dili bir araya getirerek aralarındaki karmaşık
ilişkiyi çalışmalarının merkezine taşıyor. Amorf yapılar, Yıldırım’ın eserlerinde yeniden biçim
kazanırken dairesel formlar, tüm boyutlarıyla dolu olan zamanın tam ortasında, içsel
yolculuklarımızı, kayıplarımızı ve boşluklarımızı dile getiriyor. Kolaj ve karışık tekniklerle inşa
edilen yüzeylerdeki sözcükler, bu anlatıya destek vererek kompozisyonun içerisinde kendinlerine
bir yer buluyor ve döngüye eşlik ediyor. Ham dokular ve kontrollü çizgiler arasındaki uyuşmazlık,
yaşamın durağanlığına karşın içindeki devinimi ve diyalektiği simgeliyor. Formlar aracılığıyla
izleyici içsel bir yolculuğa çıkıyor; anlatının kendini yeniden üreten hafızasıyla yüzleşiyor.
Böylelikle soru tekrar karşımıza çıkıyor: Yine de yaşama evet diyebilir miydin?
Semi Arslan ise bu döngüye, zamanı durdurma ve tam da “şu anı genişletme” çabasıyla katılıyor.
Rüzgara kapılmış, geleceğe sürüklenen “Tarih Meleği”, Arslan’ın eserlerinde hem geçmişe hem de
geleceğe meydan okuyor. Çizgilerdeki ısrar, bengi dönüşü durdurmaya çalışan bir irade ortaya
koyuyor. “An’ı nasıl durdurabiliriz?” sorusunun peşine düşen sanatçı, cevabı düşüncede değil,
renklerde arıyor. Işığı emen, hareketi görünmez kılan ve zamanın üstünü bir perde gibi örten
siyah, bizi cevaba yakınlaştırıyor. Ancak çizgilere biraz daha yakınlaştıkça, Vantablack’in yarattığı
mutlak karanlığın içinde kurtulmaya çalışan hareketi seçebiliyoruz. An’ın içinde Arslan hareketi
öldürmüyor; onu zamanın içine hapsederek sonsuzluğa açılan yeni kapılar yaratıyor.
“BENGİ DÖNÜŞ”, iki sanatçının maddenin ve formun diliyle zamanı yontma girişimidir. Yıldırım’ın
yaşamın devinimini ve hafızasını organik formlarla döngüye sokan yüzeyleri ile Arslan’ın anı
genişleterek zamanı içine hapseden karanlık eşikleri bu sergide diyalog kuruyor.

İZMİR-LİZBON-SAN FRANCİSCO

AYNI ENLEMDE FARKLI ŞEHİRLERDE AYNI RUH İLE”

İZMİR · SAN FRANCISCO · LİZBON

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) İzmir Kadın Girişimciler Kurulu tarafından Sanatta Girişimcilik Projesi kapsamında düzenlenen uluslararası sanatçı buluşmasına davetlisiniz.

İzmir, Lizbon ve San Francisco’yu sanatın evrensel diliyle buluşturan proje; sanat girişimcilik, uluslararası etkileşim ve kültürler arası paylaşım ekseninde ele alarak farklı coğrafyalardaki sanatçıları ve sanatseverleri ortak bir yaratıcı platformda bir araya getiriyor.

İzmirli sanatçıların; kimliklerini, kişiselini, sanatsal ifade biçimlerini ve dünyayı algılama ve yorumlama biçimlerini en özgün şekilde yansıtan eserleriyle sergide yer alıyor. Galerinin fiziksel sınırlarının ötesine taşınan bu özel buluşmaya, San Francisco ve Lizbon’daki sanatçıların eserleri de sanal ortamda dahil oluyor. Böylece farklı coğrafyalardan yükselen yaratıcı sesler, aynı sanatsal diyalogun parçası haline geliyor.

Farklı kültürlerin ve sanat disiplinlerinin buluştuğu sergide, bireysel ifadeler ortak bir dile dönüşürken mesafeler sanat aracılığıyla ortadan kalkıyor.

SERGİ AÇILIŞ

28 Eylül 2026, Pazartesi 18:00

SERGİ TARİHLERİ

28 Eylül – 10 Ekim 2026, 10:00 – 18:30

Kevser Fırıncı / 7’nin peşinde

“Unutma! Aradığın şey de seni arıyor”

— Mevlana

Çocukluğumdan beri uğruna inandığım “7” tutkunun olmamı, duygularımın bir oyunu sanırken, 7’nin kendisi beni peşine taktı.

Çalışmalarım; yaşadığımız anın, yaşam kültürümüzün çizgi, leke ve renklerle harmanlandığı bir arayış, bir oyun gibidir. Evrendeki kusursuz ahenk karşısında duyduğum heyecanla içsel yolculuğa başlarım… Araştırma, tasarı, gerçek, düş ve biçimler tuvalde birleşerek sessiz bir fırtınaya dönüşür. Derinlerdeki öze doğru dokunmaya çalışırken renkler birbiri ile kaynaşır, bazı lekeler tanıdık nesnelere dönüşür, bazıları da kaybolur…

Açıklık – koyuluk, dikey – yatay, sıcak – soğuk gibi zıtlıklar, kıvrılan çizgiler, benekler gibi resimsel öğelerin de katılımı ile resim biter.

Ruhumdaki o sessizliğin sesini henüz yakalayamadığım için hiç bitmeyen yolculuklar yeniden başlar.

2011–2018      

                                                                                     Kevser FIRINCI

— Mevlana

Yaşam döngüsü; gerçek-sanal (yanılgı), karanlık-aydınlık, iyi-kötü, adalet-zulüm gibi zıtlıkların boyutlarındaki sonsuzlukta sürekli akan bir yolculuktur.

Gerçek doyumu, huzuru; kültür, sanat ve bilimin yardımıyla bulabileceğimizi düşünüyorum. Resim çalışmalarımda; bazen dizginlenemeyen hız olgusuyla bazen de sessizce kendiliğinden oluşan direnç çizgileriyle, renk ve lekelerin de yardımıyla yaşamsal kargaşaya gönderme yaptığımı düşünüyorum.

Sanat yolculuğu hiç bitmez.

Düşündürür (sabır, bilgi ve hareketle), uyandırır…

Işık tutar — yol gösterir.

                                                                                     Kevser FIRINCI

BİYOGRAFİ

1970’de İzmir Buca Eğitim Enstitüsü Resim İş Bölümünü bitirdi. 1973’de Avusturya Hochschule für Angewandte Kunst in Wien’de misafir öğrenci statüsünde eğitim ve çalışmalarını sürdürdü. 1987’de İzmir DEÜ – Buca Eğitim Fakültesi Resim Bölümünde lisans tamamladı. 1997’de İzmir Alsancak Ortaokulu resim iş öğretmenliğinden emekli oldu. 1995 Turgut Pura resim yarışmasında İzmir Resim Heykel Müzesi Ödülü aldı. 2003’de İzmir İş Sanat Galerisinde kişisel sergi açan Kevser Fırıncı bazı sanat çalıştayları ve çok sayıda karma sergi etkinlikleri ile sanat çalışmalarını sürdürmektedir. “Sadece susayan suyu değil, su da susayanı bulur.”

Süeda İkizoğlu Donmuş Yas II / Belirsiz Kayıp

Süeda İKİZOĞLU

Donmuş Yas II /Belirsiz Kayıp

                “…hareketsiz, bomboş bilinç, duvarların arasına konulmuş; kendi kendine sürüp gidiyor. Kimsenin olmayan duvarlar ve kimsenin olmayan bir bilinç kaldı geriye. Bir görünüyor bir kayboluyor.” *J.P. Sartre, Bulantı.

                Hayatımızdaki varlığına alıştığımız ve bağlandığımız bir şeyden kopmak acı verici bir histir. Bu kayıpla baş etmek için yas tutarız. Yas, iyileşmeye götüren bir süreçtir. Kabullenme ya da alışmanın adımlarını bu süreçte atarız. Ama – donmuş yas ~ belirsiz kayıp – daha karmaşık bir durumdur. Kayıp net olarak tanımlanamaz. Bir yandan buradadır, bir yandan da yoktur.

                Fiziksel olarak yok, psikolojik olarak var olma ya da tam tersi duruma karşılık gelen “donmuş yas” sergisinde İkizoğlu, sayısız unsur ve bu unsurların kendi arasındaki ilişkilerini kullanarak bir aşmahikayesi yazar. Monokrom olarak ürettiği farazi mekânlarda, bir bilinç akışı içinde bizi dolaştırırken, kendi deneyimlerimizi sorgulatır. Yarattığı mekânlar bazen donuk ve hissiz bazen de kaotiktir. Antrepo benzeri geniş alanlarda sıklıkla benzer nesnelerin yer değiştirmesi ve tekrarı gösterilir.

                Karışık teknik kullanarak ürettiği eserlerinde görsel yığınları, kasıtlı olarak bozulmuş ya da oraya ait olmayan elemanları, tuhaf ve düzensiz şekilde konumlandırır. Güçlü ve yekpare parçaları mekânın merkezinde, etrafındaki her şeyden soyutlayan boya darbeleriyle izlerken, yine aynı alanda birbirine tutunmaya çalışan, öylece yığılmış, parçalı nesneleri görürüz. Kayboluşun geride bıraktığı hisle bu parçalar çoğalır. Bir anlatıcı olarak, yer değiştirmeyi, tekrar unsurlarını ve dolu boş etkisini kullanır. Bu tekrar durumu, bir düşüncenin şiddetini ya da gerçeklikten sıyrılıp unutuluşunu betimler. Kolaj üzerine akrilik ve pastel ile yaptığı müdahaleleri zımpara ile aşındırır. Boya darbeleri olabildiğine sert iken yer yer akışkan bir hâl alır. Ürettiği mekân içine, oraya ait olmayan nesneleri yerleştirir. Boya ile yaptığı bu müdahaleler ile de nesneleri görece daha tanımsız hâle getirir. Bu, onun biricikliğine hizmet ederken, nesne bazen ağırlaşır bazen de hafifler. Resmin kendi içindeki (yap-boz) yıkıp tekrar kurma dürtüsü hızlı ve ekspresif bir tavırla devam eder. Bir arayış söz konusudur. Bu bağlamdada resmin içindekiinşahâli bir döngü içine sıkışır.

                İzleyiciyi, merkezini kaybetmiş, birbirine dokunan ama ilişkisiz bir zihin arşivi içinden geçirir. Yarattığı geçirgen yüzeyler ise anlık rahatlama alanı açar. Donmuş yas, belirsiz kayıp İkizoğlu’nun eserlerinde mekâna dönüşmüştür. Sanatçı, tutma, saklama üzerine yaptığı kurgularda, aidiyet, var olma, hatırlama ve unutma üzerine düşler. Var olmayan, eklektik ve temsili boş alanları doldurma durumu yinelenir. Bu tekrar içindeki yığıntılar (duygular), yerine koyma, iyileşme ve denge için mevcudiyetini sürdürür.

Şeyma GÜZELAYDIN

*J.P. Sartre, Bulantı, çev. S. Hilav, İstanbul,2019, s.249

Süeda İkizoğlu 1983, İstanbul’da doğdu. 2002’de İstanbul Avni Akyol Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi Resim Bölümünden mezun oldu. 2004’te Universidad Politècnica de Valencia’da resim, heykel ve litografi dersleri aldı. 2010’da Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Güzel sanatlar Fakültesi Resim Bölümünü bitirdi. 2017 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü’nde Resim Anasanat Dalı Yüksek Lisans ve 2022 yılında Resim Anasanat Dalı Sanatta Yeterlik Programını tamamladı. “Duygu-iz” isimli ilk kişisel sergisini İzmir, Galeri-A Güncel Sanat Merkezi’nde açtı. İkinci kişisel sergisi “Donmuş Yas” İzmir, Galeri Kırmızı’da gerçekleşti.

Çeşitli ulusal, uluslararası karma, grup ve yarışmalı sergilere katıldı; Türk Kalp Vakfı Resim Yarışması’nda birincilik ödülü (2007) ve mansiyon (2009), İpek Ahmet Merey Resim Yarışması’nda başarı ödülü (2009) aldı. 2013 yılından bu yana Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümünde akademisyen olarak görev yapmakta olup sanatsal çalışmalarına hâlen İzmir’de devam etmektedir.

Sergi: Hoorya Naghieh / Net Works

NETworks sergisi, yaşanmış deneyimlerin parçalı izleri arasında dolaşır; tamamlanmış anlatılar sunmak yerine, geçişlere, dönüşümlere ve geride kalan izlere işaret eder. Buluntu malzemelerin, özellikle de atılmış ya da göz ardı edilmiş nesnelerin kullanımı, iyileşme ve evrilme süreçlerini çağrıştırmayı amaçlar. Örme, ip ve tekstil yüzeyler, işleri hem biçimsel hem de kavramsal olarak birbirine bağlayarak bir ağ oluşturur. Bu ağ, sergi atmosferindeki hâkim konumu, dokusu ve yarattığı imgelem ile mekân, zaman, hafıza arasında etkileşimi tetikleyerek işlemeye başlar. Her birey ya da izleyicinin kendi kişisel ağı serginin ağına eklenerek genişler. Sergi mekânı ilişkilerin giderek genişlediği bir alana dönüşür. NETworks, sabit anlamlar sunmak yerine, izleyiciyi değişen ve duyusal bir deneyimin içine çeken bir durum önerir.

Hoorya Naghieh

Eğitim:

2020 – 2025 Güzel Sanatlar Fakültesi, Heykel bölümü, Dokuz Eylül Üniversitesi

2023 – 2024 – Bahar dönemi Erasmus Studies Sanat ve Tasarım Fakültesi, Heykel bölümü, Timişoara Batı Üniversitesi, Romania

2019 – 2020 Resim bölümü, Buca Işılay Saygın Güzel Sanatalar Lisesi

2017 – 2019 Resim bölümü, Isfahan Güzel Sanatlar Lisesi

Staj:

4.07.2025 – 27.09.2025 Timişoara Batı Üniversitesi, Romania

Kişisel Sergi:

2025 Morph, 2024-2025 2209/A Tübitak Üniverste Öğrencileri Araştırma Destek Programı Proje Sergisi; Güzel Sanatlar Fakültesi, Dokuz Eylül Üniversitesi

Grup Sergileri:

2022 DEÜ Sabancı Kültür Sarayı Heykel Sergisi, İzmir

2023 20. Eçev Yarışma Sergisi, İzmir

2024 21. Eçev Yarışma Sergisi, İzmir

2025 22. Eçev Yarışma Sergisi, İzmir

2025 Arta-n teleac Symposium, Roşia, Romania

5 Punta- AYŞEGÜL DEMİRHİNDİ, CAN GÖKÇE, ECEM GÜR, DİLŞAT KAYA, SİNAN BOZKURT

5 PUNTA: Beş Odak, Tek İz

Sanat, tarihin ve bugünün kesiştiği o sivri uçta başlar. Alsancak’ın kalbinde, tarihin ve çok kültürlülüğün izlerini taşıyan, bir dönem “Punta” olarak anılan bu kadim sokaklarda; şimdi beş farklı el, beş farklı bakış ve beş keskin uç bir araya geliyor. 5 PUNTA, sadece bir sergi değil; disiplinler arası bir karşılaşma ve ortak bir estetik arayışın manifestosudur.

Neden Punta? Çünkü her fırça darbesi bir uçtur; her seramik kaleminin çamura bıraktığı iz bir odak noktasıdır. Bizler, farklı dünyalardan gelip aynı coğrafyanın ruhunda birleşen beş sanatçıyız. Punta’nın o sivri ucunda, Galeri A’nın atmosferinde tek bir hikâyeye dönüşüyor. Bizler; farklı tekniklerle çalışan, ancak aynı estetik kaygıyla birleşen beş farklı “uç” olarak, sizi bu çok sesli uyumu keşfetmeye davet ediyoruz.

CAN GÖKÇE

2011 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi, Güzel Sanatlar Enstitüsü’nden “İngiltere Victoria&Albert Müzesi’nde yer alan Kütahya Çinileri” konulu tez çalışiması ve sergisi ile yüksek lisans eğitimini tamamlayan Can Gökçe son çalışmalarında 2010 yılında incelemiş olduğu “saltanat kayıkları” ile ilgili tasarımlarını çini tekniği ile uygulamış, “Boğaz’ın Kuğuları”nı saray sanatı ile birleştirerek farklı bir yorum getirmiştir. Birçok uluslararası seramik yarışmasında ödül ve sergileme alan sanatçı, çalışmalarında özellikle geleneksel tekniklerden ve motiflerden yararlanmaktadır.

Geleneksel ve klasik olanın dışına çıkarken, geleneksel renkleri kullanmaktan vazgeçmeyen sanatçı, teknik deneyimlerini bu yönde aktarmaktadır. Farklı kültürlerdeki seramik üretim yöntemlerini de tasarımları ile birleştirmektedir. Mozaik eserler, Akrilik tablolar da çalışmalarında bir ifade biçimi olarak kullanmaktadır.

Sanatçı Uşak Üniversitesi bünyesinde Öğretim Görevlisi Dr. olarak çalışmakta ve çalışmalarını kişisel atölyesinde sürdürmektedir. Aynı zamanda Hacettepe Güzel Sanatlar Enstitüsü Seramik Anasanat Dalında Sanatta Yeterlik eğitimini 2025 Ocak ayında tamamlamıştır.

AYŞEGÜL MANDAL

1994 yılında Uşak’ta doğdu. 2012 yılında Uşak Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi’nden mezun oldu. Aynı yıl Ege Üniversitesi Eğitim Fakültesi Resim İş Eğitimi Öğretmenliği Bölümü’ne girmeye hak kazandı.

2016 yılında Ege Üniversitesi Eğitim Fakültesi Resim İş Eğitimi Öğretmenliği Bölümü’nden mezun oldu. Aldığım eğitimler katıldığım sergiler ile sanat ve sanatçının değeri, toplum değerinin önemi, insanların sanata bakış açısını geliştirmek ve ileri bir bakış açısı ile sanat tutkumu ve gelecek nesilleri sanatla aynı ortamda bir arada tutmak için resim yapmaya ve resim eğitimi vermeye devam etmekteyim.

ECEM GÜR

1995 yılında İstanbul Bahçelievler’de doğdu. 2013 yılında Giresun Yavuz

Kolej Lisesi’nden mezun oldu. Aynı yıl Girne American Üniversitesi

Ekonomi Bölümü’ne girmeye hak kazandı. 2017 yılında Uşak Banaz

Meslek Yüksek Okulu Mimari Dekoratif Sanatlar Bölümü’nden birincilikle

mezun oldu. 2023’te Mimarlık ofisi açtım. Mimari tasarımcı olarak

mesleğimi devam ettiriyorum.

DİLŞAT KAYA

1976 yılında Uşak merkezde dünyaya geldi. 2002 yılında Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek lisans programından mezun olmuştur. 2004 yılında Uşak Anadolu Güzel Sanatlar Lisesinde göreve başlamıştır. 2015 yılında Uşak BİLSEM’ de göreve başlamıştır. Çalışmalarını kendi atölyesinde sürdürmektedir.

SİNAN BOZKURT

20 OCAK 1992 yılında Uşak’ta doğdu.2010 yılında Uşak Anadolu Güzel Sanatlar Lisesinden mezun oldu. Aynı yıl Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Eğitimi Bölümüne girmeye hak kazandı. 2014 yılında Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Resim İş Öğretmenliği Programından mezun oldu. Halen Milli Eğitime bağlı okullarda öğretmenlik yapmaktadır.

Dr. Mazhar İzmiroğlu / Kozmos ve Renkler

Çalışmalarımın özgün tasarım aşamasında, resmin ve isminin ana konsepti “ÇAĞRIŞTIRMASI” bana daha anlamlı geliyor. Benimsediğim bu yaklaşımın, tablonun renk zenginliği ve renk uyumunun yaratacağı seyir keyfi yanında izleyiciyi düşünmeye sevk edeceğini ve resme can katacağını düşünürüm.

Renkler Serisi, hayata bakış perspektifimi yansıtıyor. Gün ve Gece, Mevsimler hep döngüsel bir uyum içinde. Yaşamın kendisi aslında bir uyum süreci değil midir? Bence hayatımızı güzelleştiren ve onu anlamlı kılan yegane etkendir renkler. Her ne kadar farklı algılamalar yaratıyor olsalar da, onların da kendi aralarında bir uyum olduğu yadsınamaz. Ben hayatımıza canlılık katan renklerin uyumunu modern ve soyut bir tarzla tuvale yansıtmaktan ve farklı renklerin bir arada oluşlarının güzelliğini sergilemekten büyük keyif alıyorum. Keşke rüyalarımız da renkli olabilseydi…

Kozmos serisi ile, içinde yaşadığımız uçsuz bucaksız evrenin büyüleyici görüntülerini tuvale yansıtmaya çalışıyorum. Her ne kadar henüz uzay yolculuğuna çıkmadıysam ve bu harikulade görüntülere şahit olmadıysam da bu bütünün de kendi içinde son derecede uyumlu bir döngüye haiz olduğundan eminim. Renkler, anlamlı etkilerini bu ortamda da olanca güçleriyle ortaya koyuyorlar. Renklerle süslenmeyen bir Kozmos düşünemiyorum. Kim bilir, belki de yakın bir gelecekte bu eşsiz manzaraları doğal renkleriyle bizzat görerek resmetmek imkanına kavuşabiliriz. Neden olmasın? 

Dr. Mazhar İzmiroğlu

Dr. Mazhar İzmiroğlu 1947 İzmir doğumludur. A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu olup, E.Ü. İktisadi ve Ticari Bilimler Fakültesinde Ekonomi Doktorasını tamamlamıştır. İş hayatında Otomotiv, Çimento, Hırdavat Malzemeleri ve Cep Telefonları gibi farklı sektörlerde 4 ayrı firma kurmuş ve eş zamanlı yönetmiştir. 9 Eylül ve İzmir Ekonomi Üniversitelerinde öğretim görevlisi olarak görev almış olup Aile Şirketleri Yönetimi konusunda 6 kitabı yayınlanmıştır. Uzun yıllar fiilen Uzakdoğu savunma sanatları sporu yapmıştır. Soyut tarzı resim yapmakta olup 1 Kişisel sergi açmış, 3 Karma sergiye katılmıştır. Halen Slovenya Cumhuriyeti Ege Bölgesi Fahri Konsolosu görevini yürütmektedir.

Ümit Yiğit / Yaşamak ”her ne ise”

Eserlerinde hayata karşı boşvermişliği ele alan sanatçı, kullandığı canlı ve parlak renklerle neşenin ve çilenin hissettirdiği yoğun duyguları figürlerinde işler. Mutluluk ve mutsuzluk arasında geçen hikayelerde bilmek ve anlamak insanlar için değersizleşmiştir. Onlar için önemli olan küçük mutluluklardır. Ümit Yiğit’in figürleri için ötekileşme belki de asıl yaşam kaynağıdır. Neşeyi sorgusuz, çileyi ise yargısız kabul ederler. Figürlerin yüz ifadeleri bu kabullenişi yansıtır. Yaşamak kabul edilmiştir, her ne ise.

Ümit Yiğit

1967 İzmir doğumlu Ümit Yiğit lisans eğitimini Dokuz Eylül Üniversitesi’nde Grafik Sanatlar bölümünde tamamlamıştır. Üniversite öğrenciliği yıllarında başladığı grafik mizah ve karikatür çalışmalarından üç ödülü bulunmaktadır. 2000 yılında resim yapmaya başlamıştır. Eserleri Devlet Resim, Şefik Bursalı, Nuri İyem ve DYO başlıca olmak üzere birçok önemli yarışmada kez sergilendi. 2009 yılında TJK Resim Yarışması’nda “Canyoldaşı” adlı eseri üçüncülük ödülü aldı. 12 kişisel ve birçok karma sergisi olan sanatçı çalışmalarını İzmir’deki atölyesinde sürdürmektedir.