C+ Nomad




 
        ‘’C+’’ oluşumu 2018 yılında Güney Koreli sanatçı Kyurak Choi öncülüğünde farklı kültürlerdeki, farklı sanat disiplinlerini bir araya getirerek, Kore seramik sanatına ve uluslararası çağdaş sanata katkıda bulunabilmeyi hedefleyen bir sanat kolektifidir. Seramik, resim, heykel, video ve cam sanatçıları ile birlikte günümüze kadar Japonya, Tayland, Çin, Litvanya, Amerika, Danimarka, Türkiye ve Ukrayna gibi ülkelerden birçok sanatçıyla birlikte kültürlerin iletişimine olanak sağlamıştır.
       Dördüncüsü düzenlenen disiplinler arası karma sergi 2021 yılında ‘’C+ Nomad’’ olarak Türk ve Güney Koreli sanatçıların eserleri 24 Kasım tarihinde İzmir Galeri A’da izleyicilerle buluşacaktır.


TÜM SANATSEVERLER DAVETLİDİR.

MASALI KİM DOKUR?





MASALI KİM DOKUR?: Masalın Giysisi, Giysinin Masalı – Sergi, Masal Anlatımı
 
Biz masalcılar, “masalın ipi”nden bahsederiz. Masalın ipi, sözcükleri birbirine bağlayarak herkesi içine alan bir doku, bir giysi oluşturur.
 
Bazen bütün hayatımı, bölük pörçük parçaları birleştiren onlara anlam katan bir ipe dizilmiş olarak hayal ederim. Sanki bir teyel ipi, ben de dünyayı dikip birleştirerek hayal ederken arkamda hikayeler bırakan bir iğne gibiyim. İpliğim bazen başkalarının  dikişini de keser; bir ip, dolana dolana bütün dünyayı yeni hikayelerde birleştirir, sanki yaşamak dikiş dikmektir, dikiş dikmek bir hikaye anlatmaktır.
 
“Asıl mucize, eğiren her kadının önündeki biçimsiz kitleden ortaya bir ip çıkarmasıdır, böylece dünyayı birleştiren malzeme oluşur, balık ağı da, gecelik de ondan yapılır.” Dokuyan ya da anlatan kadın, biçimsizlikten biçim, parçalardan süreklilik, bölük pörçük olaylardan hikaye ve anlam doğurur. Yani anlatıcı da eğiren ve dokuyan biridir ve hikaye, yaşamlarımız arasında dolanarak bizi hem birbirimize hem de geçmemiz gereken yollar gibi görünen amaç ve anlama bağlar. İmgelerle dokunan hayal gücümüz herşeyi giydirir.
 
Çocukluğumdan beri giysilerle uğraşmayı, dikişle bir şeyleri birbirine bağlamayı, renk renk dokumayı, giyinmeyi giydirmeyi sevmişimdir. Şimdi büyüdükçe ve dokumanın, birleştirmenin, giydirmenin farklı anlamlarıyla karşılaştıkça, tüm dünyaya kocaman renk renk bir barış giysisi dokuyasım var. Çok yakışırdı değil mi, masallar da bunu anlatıyor zaten; farklılıkları, değişik renklilikleri bir arada tutacak bir iyilik ipliğini, bir hoşgörü giysisini…
 
Masallarda buluşmak üzere..
 
 
BİYOGRAFİ: Günnur Başar
 
Uzm. Dr. Günnur Başar; 1980de Bornova Anadolu Lisesinden 1987’de Ege Tıp fakültesinden mezun oldu.
1992’de Aile Hekimliği İhtisasını tamamlayıp Almanya’nın Köln şehrinde Genetik alanında doktora yaptı. Türkiye’de ve yurtdışında çeşitli hastanelerde doktor olarak çalıştı. İlaç sanayiinde araştırmacı ve yönetici olarak çalıştı.
Psikodrama, sanat terapisi, aile dizimi terapisi (sistemik fenomenolojik yaklaşım) eğitimleri aldı. Yaklaşık 10 yıl yurt dışında alternatif tıp ve enerji tedavileri konusunda çeşitli eğitimler aldı. Kanser hastalarıyla gönüllü çalışmalar yürüttü. Makale ve yazıları çeşitli dergilerde yayınlandı. 2007 yılında halen başkanlığını yürüttüğü “Homeopati Derneği”ni kurdu, homeopati alanında Sağlık Bakanlığında çeşitli komisyonlarda görev aldı.
2008-2013 Kültür Üniversitesi Psikoloji Bölümünde “Sanat Terapisi” dersleri verdi. Seramik ve El Dokuması eserlerini sunduğu Çeşitli sergiler açtı, masal performanslarına katıldı. Şu anda akademik kökenli bir “şifacı” olarak çalışıyor, gönüllü terapi destek grupları yürütüyor, 2017de, alternatif tedavi yaklaşımını anlatttığı ‘Homeopati ile Bir Şifa Yolculuğu’ adlı bir kitabı ve hikayelerini topladığı “Dışımızdakiler, İçimizdekiler” adlı öykü kitabı bulunuyor. Yeni kitabı “Corona Günlüğü” de yolda..

başka bir dünya/ANOTHER WORLD ++





BAŞKA BİR DÜNYA
İnançlarımız varoluşumuzla beraber başladı, binlerce yılda şekillendi, kimi büyük değişimler geçirdi, kimi ilk günkü kıvılcımını saklamış uyuyor. Farklı kıtalarda farklı yaşamlar sürdük. Önce yok olduk, sonra küllerimizden doğduk ve yükseldik. Yaşamlar hikâyeye, hikâyeler mitlere, mitler efsanelere dönüştü.  Kendi dünyamızı kendimiz yaratırken bir yandan da varlıklara ruh atadık, ateşten toprağa, havadan suya her şeye anlamlar yükledik. Şimdi geçmiş inanışlarımızın ve onlara dair yarattığımız somut veya soyut tüm varlıkların gölgesinde geleceğimizin izlerini arıyoruz.
“Başka Bir Dünya” bu arayışın geldiği noktada, tarihin ve belleğin kadim dönemlerine dair hayali bir yolculuk yaparak semboller, inanışlar ve kültürlerin etkisinde yeni nesneler ve ütopik tasvirler sunma niyetindedir.
BİYOGRAFİ
 
Efe Türkel
 1978 doğumlu sanatçı-tasarımcı, akademisyen. Lisans eğitimini Dokuz Eylül Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Seramik Bölümü’nde tamamlamıştır. Ulusal ve uluslararası sanat-tasarım etkinliklerinde küratör, katılımcı, düzenleme kurulu üyesi olarak yer almış ve ulusal düzeyde üç ödül kazanmıştır. Beş kişisel sergisi bulunan Türkel’in eserleri Ukrayna, Güney Kore, Kıbrıs, Letonya, Bulgaristan, Arjantin, Mısır ve İtalya’da sergilenmiştir. Akademik kariyerini 2001 yılından itibaren Dokuz Eylül Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Seramik ve Cam Tasarımı Bölümü’nde öğretim üyesi olarak sürdüren Türkel, Güzel Sanatlar Enstitüsü ve Tıp Bilimleri Enstitüsü’nde de dersler vermiştir. Aynı zamanda Yaşar Üniversitesi, Sanat ve Tasarım Fakültesi, Endüstriyel Tasarım Bölümü’nde ve Lisansüstü programlarında da dersler vermektedir.Seramik malzemenin hem sanat hem de tasarım alanında sunmuş olduğu imkânların ve multi-disipliner yapısının sanatçı-tasarımcı için hem düşünsel hem de pratik anlamda sonsuz bir çeşitlilik içerdiğini düşünmektedir. Bunun yanı sıra, onu hayatımızdaki her âna, sürece ve mekâna tanıklık-eşlik edebilecek, mistik, kendine has kodları olan bilgiler bütünü olarak görmektedir. Farklı disiplinlerde de eserler üreten Türkel’in çalışmalarındaki temalar, eski kutsal inanış veya dogmaların binlerce yıl süren yolculuğunda dönüştükleri durumlar ve bu durumların çağımız realitesinde bulduğu karşılıkların imgesel temsiline yöneliktir.

Mahal Aura

Kültür için Alan tarafından fonlanan, danışmanlığını Rahmi Öğdül’ün yaptığı ”Mahal Aura” projesi sergisi, 13 Ekim saat 18:00 de Galeri A’da açılıyor. 23 Ekim’de saat:19:30 da Aziz Vukolos Kilisesi’nde kapanış konseriyle sonlanacak olan projenin sergisi, 13-23 Ekim tarihleri arasında gezilebilir.
Varoluş anlamındaki ‘kevn’ sözcüğünden kökenlenen mekân, bir şeyin varlık haline geldiği, varlığını sürdürdüğü, üretirken kendisini de üretip dönüştürdüğü yer. John Berger’in belirttiği gibi, “bizden önemli sonuçları gizleyen artık zamandan çok mekândır.”
Mahal Aura projesi, zamanla mikro-kültürel hafıza mekanına dönüşmüş, yereldeki iki kültür alanını odağına alıyor. Yontulara, oyuncaklara, enstrüman yapımına ve resim üretimlerine ev sahipliği yapmış olan bolca alet edevat içeren İzmir’in Güzelyalı semtindeki merhum mimar Ahmet Bilgin ve Manisa’nın Kavaklıdere kasabasındaki marangoz Tokdil Musa Ersoy’a ait atölyeleri, görsel sanatçılara ve müzisyenlere üretim alanı olarak sunan proje; zamanla güçlenen mekânın aurasının, sanatsal üretim süreçlerine etkisine dikkat çekmek istiyor.
ENG
“Mahal Aura” Project, funded by Spaces of Culture and supervised by Rahmi Öğdül, opens its project exhibition at Gallery A at 18:00 on 13 October. The exhibition of the project, which will terminate with the closing concert at Saint Vuokolus Church at 19:30 on 23 October, can be visited between 13-23 October.
Originating from the word ‘kevn’, which means existence, space is the place where something comes into existence, maintains its existence, and produces and transforms itself while producing. As John Berger puts it, “it is now space rather than time that hides away important results from us”.
The Mahal Aura project focuses on two local cultural areas that have turned into micro-cultural memory spaces over time. The project presents the workshops of the late architect Ahmet Bilgin in the Güzelyalı district of İzmir and the carpenter Tokdil Musa Ersoy in the Kavaklıdere town of Manisa, both of which have a lot of tools and have hosted sculptures, toys, instrument making and painting productions, as production areas for visual artists and musicians. The project wants to draw attention to the effect of the space’s aura that gets stronger over time on the artistic production processes.

Duygu-İz




Duygu-İz
Süeda İkizoğlu, bir düşünce deneyimi gibi gerçekleşen yaratım sürecinde duygularıyla yüzleşmek için bize mecazen konuşan işlerini sunar. İçsel tanıklıklarından yola çıkarak kurduğu düşsel bir atmosfer içinde yeni kimlikler yaratır. Resimlerinde yer alan her bir sahne kişiliğin ve canlılığın izleriyle işaretlenmiş gibidir. Boşlukta yaratılan sahnede sözleri uçurmak, konuşturmak, idealize edilmiş olanla tamamlamaya çalışmak sürecin özetidir.
Kendi deyişiyle “Resim, duygu dünyasına dair izler barındıran duyumsal bir alandır. Duygular resme özgü bir düşünce deneyimi olan yaratım sürecinde resimsel formlara dönüşür. Yaşamın bizde bıraktığı izlerin formları olan ‘duygu-iz’ler, fırçanın tuvalde bıraktığı her darbede bizi gerçekliğimizle yeniden yüzleştirir.”
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Dr. Öğrt. Üyesi Emel BAŞARIK AYTEKİN
 
BİYOGRAFİ: Süeda İkizoğlu
 
 1983 yılında, İstanbul’da doğdu. 2002’de İstanbul Avni Akyol Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi Resim Bölümünden mezun oldu. 2002-2010 yılları arasında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Güzel Santlar Fakültesi Resim Bölümünde eğitim gördü. 2005’te Erasmus Öğrenci Değişim Programına katılarak Universidad Politecnica de Valencia Resim Bölümünde resim, heykel ve litografi dersleri aldı. 2012’de Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümüne girdi. 2013’te, hâlen çalışmakta olduğu Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümüne araştırma görevlisi olarak atandı ve aynı üniversitenin Resim Anasanat Dalı Programında yüksek lisans eğitimini tamamladı ve 2017’de Resim Anasanat Dalı Sanatta Yeterlik Programına başladı. Çeşitli ulusal ve uluslararası sergi, sempozyum gibi etkinliklerde eserleriyle yer aldı.
Ödüller:
2009 İpek Ahmet Merey Resim Yarışması, Başarı Ödülü
2009 Türk Kalp Vakfı Resim Yarışması, Mansiyon
2007 Türk Kalp Vakfı Resim Yarışması, Birincilik Ödülü

Hücre





Hücre” sergisi 19 eserden oluşuyor. Sergi de noktalar hücreleri temsil ediyor. Hücre araştırması ve yapılışı bir buçuk senemi aldı. Güzel bir arayış ve uygulama zamanı oldu benim için. Bu sergide insanın kendi hücreleri yansıra bulunduğumuz ortamdaki hücrelere de dokunarak, bir bütün olarak işlemek istedim bu hücreleri. Kimisi insan vücudundan hücreler, kimisi ise dokunduğumuz, beraber yasadığımız gündelik hayatımızdaki organizmalar.
 
BİYOGRAFİ :
 
Eda Su Neidik Fransız – Türk ressam. İlk, orta ve lise eğitimini Paris’te tamamlayarak Sorbonne Güzel Sanatlar’dan mezun oldu. Aynı zamanda Sudden Theatre oyunculuk eğitimini tamamladı. 19 yaşında Erasmus programıyla Bologna Güzel Sanatlar Akademisi’ni kazanarak İtalya’ya yerleşti. Yüksek lisans için Madrid’de İED’yi kazandı ve iki yıl Madrid’de Tekstil Tasarımı okudu. Yüksel lisans programını bitirmek üzere Londra’ya taşındı ve stajını ERBA’da gerçekleştirdi.
İlk kişisel sergisini 2011’de “Eylem” ismiyle İstanbul’da açtı.
2012’de Paris’teki “Play me I’m Yours” projesinde, 40 sanatçı arasında yer aldı ve bu projedeki eseri dünya turuna çıktı. Bu sergide bir piyano üzerine Mevlana’yı resmeden ilk sanatçı oldu.
2013’te, Paris’teki Galerie Perles Rouges’da “ L’Ere de Je” adlı ikinci kişisel sergisini açtı.
Aynı yıl Peker Sanat Sergileme Ödülü’nü aldı.
Üçüncü kişisel sergisi olan “2’li Oyun” 2014’te Ankara’da Antigone Sanat Evi’nde gerçekleşti
Bu sergideki eserlerinden bazıları İstanbul’da Sefahathane’de de sergilendi.
2015’teki müzayedelerde ve katıldığı karma sergilerde genç sanatçının otuzdan fazla eseri önemli koleksiyonlara adını yazdırdı.
Sanatçı 2015 yılında ülkemizi festivallerde temsil eden Yemekteydik ve Karar Verdim isimli filmde hem tekstil hem de görsel alandaki üretimleriyle sanat grubu çalışmalarında yer aldı.
Niş Art’ta 2016’da açılan “İki Nokta Arası” isimli sergi Eda Su Neidik’in dördüncü kişisel sergisidir.
Geçtiğimiz aylarda Soul’n Art’da “Alphabetic” isimli karma fotoğraf sergisine de katılan sanatçı, beşinci kişisel sergisi olan “İRİS’İN DAMLALARI” ile yine Soul’n Art’ta eserlerini izleyicileriyle buluşturmuştu.
2018 yılının Mart ayında Kansersiz Yaşam Derneği organizasyonu ile sergilenen “Benim Yaşam Rengim Sergisi” adlı Sosyal Sorumluluk Projesine, 24 ressamdan biri olarak resimleriyle destek vermişti. Bu serginin geliri Kansersiz Yaşam Derneğine bağışlanmıştır.
2018 yılının Ağustos ayında Bodrum’da sanatçının 2 ara sergisi yerli yabancı turistlerin ve Bodrumluların yoğun ilgisi ile gerçekleşmiştir.
2019 Nisan ayında Asmalımescit Art gallery de “ Hücre” sergisini açan sanatçının bu Sergisi de yoğun ilgiyle karşılanarak Antalya yolculuğuna çıkar ve Mayıs 2019 da Antalya da Şebnem Art galeri de sergilenir.

Sergi: Herkes Gittiyse Çıkabilir miyim?


Resimlerimde yarattığım karakterler, evimin gizli bir odasında saklanop, misafir gittiğinde ortaya çıkmayı bekleyen, zihnimin haylaz ve protest çocukları.
Her biri çocukluğumdan bugüne kadar biriktirdiğim anıların, tanık olduğum beni etkileyen çarpıcı olayların bilinçaltımdan istemsizce çıkıp plansiz bir şekilde tuvale yansımasıdır.