
Süeda İKİZOĞLU
Donmuş Yas II /Belirsiz Kayıp
“…hareketsiz, bomboş bilinç, duvarların arasına konulmuş; kendi kendine sürüp gidiyor. Kimsenin olmayan duvarlar ve kimsenin olmayan bir bilinç kaldı geriye. Bir görünüyor bir kayboluyor.” *J.P. Sartre, Bulantı.
Hayatımızdaki varlığına alıştığımız ve bağlandığımız bir şeyden kopmak acı verici bir histir. Bu kayıpla baş etmek için yas tutarız. Yas, iyileşmeye götüren bir süreçtir. Kabullenme ya da alışmanın adımlarını bu süreçte atarız. Ama – donmuş yas ~ belirsiz kayıp – daha karmaşık bir durumdur. Kayıp net olarak tanımlanamaz. Bir yandan buradadır, bir yandan da yoktur.
Fiziksel olarak yok, psikolojik olarak var olma ya da tam tersi duruma karşılık gelen “donmuş yas” sergisinde İkizoğlu, sayısız unsur ve bu unsurların kendi arasındaki ilişkilerini kullanarak bir aşmahikayesi yazar. Monokrom olarak ürettiği farazi mekânlarda, bir bilinç akışı içinde bizi dolaştırırken, kendi deneyimlerimizi sorgulatır. Yarattığı mekânlar bazen donuk ve hissiz bazen de kaotiktir. Antrepo benzeri geniş alanlarda sıklıkla benzer nesnelerin yer değiştirmesi ve tekrarı gösterilir.
Karışık teknik kullanarak ürettiği eserlerinde görsel yığınları, kasıtlı olarak bozulmuş ya da oraya ait olmayan elemanları, tuhaf ve düzensiz şekilde konumlandırır. Güçlü ve yekpare parçaları mekânın merkezinde, etrafındaki her şeyden soyutlayan boya darbeleriyle izlerken, yine aynı alanda birbirine tutunmaya çalışan, öylece yığılmış, parçalı nesneleri görürüz. Kayboluşun geride bıraktığı hisle bu parçalar çoğalır. Bir anlatıcı olarak, yer değiştirmeyi, tekrar unsurlarını ve dolu boş etkisini kullanır. Bu tekrar durumu, bir düşüncenin şiddetini ya da gerçeklikten sıyrılıp unutuluşunu betimler. Kolaj üzerine akrilik ve pastel ile yaptığı müdahaleleri zımpara ile aşındırır. Boya darbeleri olabildiğine sert iken yer yer akışkan bir hâl alır. Ürettiği mekân içine, oraya ait olmayan nesneleri yerleştirir. Boya ile yaptığı bu müdahaleler ile de nesneleri görece daha tanımsız hâle getirir. Bu, onun biricikliğine hizmet ederken, nesne bazen ağırlaşır bazen de hafifler. Resmin kendi içindeki (yap-boz) yıkıp tekrar kurma dürtüsü hızlı ve ekspresif bir tavırla devam eder. Bir arayış söz konusudur. Bu bağlamdada resmin içindekiinşahâli bir döngü içine sıkışır.
İzleyiciyi, merkezini kaybetmiş, birbirine dokunan ama ilişkisiz bir zihin arşivi içinden geçirir. Yarattığı geçirgen yüzeyler ise anlık rahatlama alanı açar. Donmuş yas, belirsiz kayıp İkizoğlu’nun eserlerinde mekâna dönüşmüştür. Sanatçı, tutma, saklama üzerine yaptığı kurgularda, aidiyet, var olma, hatırlama ve unutma üzerine düşler. Var olmayan, eklektik ve temsili boş alanları doldurma durumu yinelenir. Bu tekrar içindeki yığıntılar (duygular), yerine koyma, iyileşme ve denge için mevcudiyetini sürdürür.
Şeyma GÜZELAYDIN
*J.P. Sartre, Bulantı, çev. S. Hilav, İstanbul,2019, s.249
Süeda İkizoğlu 1983, İstanbul’da doğdu. 2002’de İstanbul Avni Akyol Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi Resim Bölümünden mezun oldu. 2004’te Universidad Politècnica de Valencia’da resim, heykel ve litografi dersleri aldı. 2010’da Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Güzel sanatlar Fakültesi Resim Bölümünü bitirdi. 2017 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü’nde Resim Anasanat Dalı Yüksek Lisans ve 2022 yılında Resim Anasanat Dalı Sanatta Yeterlik Programını tamamladı. “Duygu-iz” isimli ilk kişisel sergisini İzmir, Galeri-A Güncel Sanat Merkezi’nde açtı. İkinci kişisel sergisi “Donmuş Yas” İzmir, Galeri Kırmızı’da gerçekleşti.
Çeşitli ulusal, uluslararası karma, grup ve yarışmalı sergilere katıldı; Türk Kalp Vakfı Resim Yarışması’nda birincilik ödülü (2007) ve mansiyon (2009), İpek Ahmet Merey Resim Yarışması’nda başarı ödülü (2009) aldı. 2013 yılından bu yana Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümünde akademisyen olarak görev yapmakta olup sanatsal çalışmalarına hâlen İzmir’de devam etmektedir.







