“İnsanoğlu bir bilinmezdir, ona bakmak insanın başını döndürür” diye konuşturur başkahramanı Woyzeck’i ünlü oyun yazarı Georg Büchner. Bu oyun sadece insanları tükenmişliğin çağına davet edip, bilimin insan hayatı üzerindeki etkisini irdelemekle kalmaz, aynı zamanda modern dünyaya geçiş aşamasında insanın yalnızlaşmasını da konu alır. Bu açıdan bakıldığında insanda tükenenin sadece beden değil, benlik ve zihin de olduğu belki de ilk defa bu kadar açıkça betimlenmiştir. O günden bu güne, bu sıkışıklık ve bastırılmışlığın neden olduğu karmaşa sanat dünyasını yeni denemelere yöneltmiştir. Modern insan sürekli bir şekilde sanatın ana konusu olmuş, kaos içindeki benliğini orada aramış, ve bu durum kendisine yeniden başka bir gözle bakma imkanı tanımıştır. Fakat, aslen bir iletişim biçimi olan sanat, her zaman kendisini istediği ölçüde ifade edememiş, yine ve yeniden bambaşka denemelerle seyircisinin karşısına çıkmış ve onları bu durumun farkına varmaya çağırmıştır. Toplumun geçirdiği sürece ortak olmak, onu zaman zaman figürde hayal gücünün derinlikleriyle yansıtmak, sanatın ve sanatçının ve pek tabii ressamların gizil ya da açık her daim temel sorunu olmuştur. Bu açıdan bakıldığında modern dünyanın getirdiği olumsuzluklar arasında yabancılaşma ve yalnızlaşma meseleleri birincil öneme sahip olarak, sanatçıların zihnini sürekli meşgul etmiştir. Böylece sanatçı, tüketilen benliklerin sancısını dışarı vurmak ve fırçanın egemenliğine bırakmak için, kendi sırtını da bir türlü yaslayamadığı bu toplumsal rahatsızlık hali içinde, doğru soruları sorarak bir çıkış yolu arar. Ben işte bu noktada, yinelenen sanatsal üretimime karşılık, ya bir şey eksiltme ya da bir şey çıkartma ihtiyacı duydum. Soyut çözümlemelerim gündelik deneyim çemberinde oradan oraya savrulan figürlerime alan yaratan yığın bloklara yol arkadaşlığı etmeye başladı. Asıl derdin mekânın vazgeçilmez çekiciliği olduğu, sürekli hareket halindeki yeni arayışların insanların gündelik hayatının temelini oluşturduğu zamanımızda, tüm bunları bulmak zorunda olmadığını iddia etmek cesurcadır, sanat ise bir cesaret işidir. Emile Zola’nın da dediği gibi “Ben burada yüksek sesle yaşamak için varım”. Ve bu yüzden diyorum ki;

‘Şimdi oradayım, kendime çok uzak bir yerde, kendimle başbaşayım.’

Yudum Akkuş

Alternate: Sergi

“HER TEK BİÇİMLİLİK KENDİNİ KANDIRMAKTIR.”

Avusturyalı filozof ve bilim felsefecisi, bilimsel anarşizmin öncüsü ve bilimin Dadacısı olarak anılan Paul Karl Feyerabend; “Nasıl İyi Bir Deneyci Olunur: Bilgi Sorunlarında Hoşgörü Adına Bir Savunma” adlı yazısında bilimin deneyselliği üzerine sorgulamalara girişmiştir. “Her tek biçimlilik kendini kandırmaktır” alt başlığı bu yazısında yer alır. Salt bu alt başlık bile başlı başına -bilimle iç içe geçmiş günümüz sanatında da- sorgulanabilir biçimler veya teknik dogmalar üzerine söylenebilecek sözlerden biridir. Biçimi bu noktada yine bir başka Avusturyalı Ernst Fischer’ın düşündüğü şekilde ele almamız gerekir. Ernst Fischer’a göre biçim sadece maddesel formu temsil etmez, maddelerle koşullu somutlaşmış toplumsal yaşantının temsilidir aynı zamanda. Bu pencereden bakıldığında, biçim başlı başına formelliğe karşılık gelmez, onu oluşturan tüm kültür ögelerinin de tözel alegorisidir.
Sanatın deneysellik ve sürdürülebilirliği “tek biçimlilik” dünyasında bir kaçış yolu vaadiyle karşımıza çıkar. Bu sergi de kaçışın yarattığı ivme sayesinde sıradanlığın dünyasında alternatif olanın keyfini çıkarmak üzerine kurgulanmıştır.

Sanatçılar

Anna Dòra Szepesi

Atay Gergin

Aysel Güneş

Borga Kantürk

Buket Aslantepe

Ceren Bulut

Efe Türkel

Gökçen Ergür

Imran Faizyab Jatoi

Lale Dilbaş

Maria Jo Cabezas

Mustafa Ağatekin

Sebla Selin Ok

Zafer Güngen

 

 

 

Sergi 10 Nisan 2018 tarihinden itibaren izleyiciye açık olacaktır.
Sanatçı konuşması ve sergi açılışı 13 Nisan 2018 Cuma günüdür.

SUHANDAN ÖZAY DEMİRKAN LİFLERİN DİLİ / FIBER LANGUAGE ART shoes & textiles

Liflerle başlayan öyküler…

Özay bu sergisini, dünya da tekrar gündemde olan “ zanaatın yükselen trendi” üzerine kurgulamış.Lif Sanatı( Fiber Art ) geleneksel elyaf malzemeler, süreçler ve tarihin yanı sıra diğer yaratıcı disiplinler arasındaki beklenmedik ilişkileri araştıran sanat üzerine kurulu yenilikçi çalışmaları   içeriyor.

Tapestry, dokumanın bir sanat formu olarak profilini yükseltmeyi, bu sanat formunun yenilenmesini ve görünürlüğünü sağlamayı amaçladı.Serginin 2. bölümü kağıt ayakkabı heykeller ve sanatsal ayakkabı düzenlemeleri  oluşturuyor.

Sergi, farklı temaların objektifiyle ayakkabı tasarımına bakıyor “ayakkabıların dünyada gezdikleri” tema aracılığıyla yerlerini aldılar. Sanatçı, çalışmalarının bir kadının yaşamının farklı evrelerinde düşlediği farklı ayakkabılar üzerine bir fantezi olduğunu belirtiyor. Düş ile gerçeğin, dün ile yarının, gelenek ile modernitenin, yerel ile evrenselin kesiştiği bir an üzerine kurgulanan bir fantezi… Çeşitli geleneksel ve geleneksel olmayan teknikleri harmanlıyor. Nesnelerin bir tür yokluğa; izleyicinin vücudun yokluğunda nasıl tepki vereceği ile ilgilidir.

Sanatçı, bütün bunların yanında elbette, sanat ve zanaatın ne denli özgür bir yaratıcılık sahnesi oluşturduğunu da vurguluyor.

Biyografi

İzmirli; sanat eğitimini Avusturya , Hochschule für Angewandte Kunst in Wien’de, Dekoratif Yapıtlar ve Tekstil- Moda alanında tamamlayarak 1971’de Viyana Devlet Akademi ödülünü aldı. Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Geleneksel Türk El Sanatları Bölümünde “Dokuma Resim Sanatı” üzerine  Sanatta Yeterlik derecesini tamamladı. 1997’ de  Alaçatı, Çeşme’de atölye ve galerisini kurdu.

İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi Tekstil ve Moda Bölümü Başkanı olarak tam zamanlı ders vermeyi sürdürdü  ve emekli olduğu Şubat 2011 tarihine kadar ayrıca Moda Aksesuar Tasarım Progamı’nın kuruluşunda, takı, deri ve ayakkabı tasarımı dalında önemli bir rol aldı. Bugün  ulusal – uluslararası tasarım ve sanat projelerini yönetmekte, danışmanlık yapmakta, bilimsel ve sanatsal atölye  çalışmalarını İzmir ve Alaçatı’da sürdürmektedir.

“Liflerin Dili” Sergisi 06-24 Şubat tarihleri arasında Galeri A’da izleyiciye sunulacaktır.

Tüm sanatseverler davetlidir.

 

 

 

www.galeri-a.com.tr

twitter: @galeri_a_izmir

instagram: @galeri_a_izmir

facebook/Asanatgalerisi

www.suhandanozay.com

ozaysuhandan@gmail.com

TANER YILMAZ “SENSE OF FEELING” RESİM SERGİSİ 6 ARALIK’TA BAŞLIYOR!

taner yılmaz aFİŞ

TANER YILMAZ

SENSE OF FEELING

RESİM SERGİSİ

BASIN BÜLTENİ

 1981 Almanya doğumlu genç sanatçı Taner Yılmaz, “kendini ifade edebildiği tek yol” olarak nitelediği resim çalışmalarını 3 yıldır profesyonel olarak sürdürüyor.

Sanatçı, insanların, doğanın ve objelerin duygularıyla ilgileniyor ve bu duyguları geçmişten günümüze taşımayı amaçlıyor.

Çizgisel olarak da düşünce olarak da belirli bir klasik form içinde kalmanın sanatçıya yaptığı baskıyı reddeden Taner Yılmaz,  gördükleriyle aklın birleşimini kurallara bağlı kalmadan, formlar içine hapsolmadan aktarmanın daha iyi bir iletişim sağladığına inanıyor. Çalışmalarında insanların yaşam mücadelelerinden esinleniyor.

Çalışmalarında çeşitli teknikleri ve materyalleri  kullanan Taner Yılmaz’ın “Sense of Feeling” sergisi 06-31 Aralık 2017 tarihleri arasında Galeri A’da sanatseverlere sunulacak.

 

SERGİLER

2014   Puca Sanat Galerisi   Bursa

2015   Puca Sanat Galerisi   Bursa

2015   Juno                           İstanbul

2015   Design City                Bursa Fuar

2015   Armaggan Galeri      İstanbul

2016   Bricklane Gallery      Londra

2016   Armaggan Galeri      İstanbul

2016   Akeramos Galeri       Bursa

2016   Sheraton                    Bursa

2017   Bricklane Gallery      Londra

2017   Kryon Gallery           Amsterdam

Ödünç Sayfalar/Borrowed Pages International Art Exhibition

23561364_10155364342084261_5171142038327513014_n

” Ödünç Sayfalar ” Resim Heykel Seramik Sergisi İzmir’de Galeri A’ da küratörlüğünü Özer Ulukaya’nın yaptığı usta sanatçıların eserlerinin yer alacağı özel proje sergisidir.

Çoğu zaman sanatçının ve izleyenlerin kendi yaşamlarından bir sayfadır o eserler.
Adeta ödünç alınmış sayfalar gibi…

İzleyenlerin çoğu kendi hayatlarından bir parçayı görür kesitlerde.
Bezen resim bazen 3 boyutlu …

O eserler daha anlamlıdır artık. Hayatından bir parça olurlar…

Sanatçıların özgün eserlerinden oluşan ortaya karışık bir sergi…

Eserleri ile sergide yer alan sanatçılar

ALPER CELEBI
AYHAN ÇETİN
AYFER UZ
BEDRİ KARAYAGMURLAR
BULENT SALDERAY
DEVABIL KARA
EMINE KAHVECIOGLU
EROL öZDEN
FEZA MADENLI AKTAN
GINA NINCOVITCH
HARUN ACI
ILHAN DUNDAR
LYUBA LOSIFCHEVA
MELTEM SOYLEMEZ
NURBIYE UZ
NURDAN BOZKURT
PINAR ONURSAL
REYHAN ABACIOĞLU
REYHAN ULUDAĞ
SARA SHEIKHI
SEYHAN TERZIOGLU
SERAP ALTAY
ŞENAY BULUĞ
SÜREYYA OSKAY
VALENTINE VAN HERPEN
YILDIZ ERSAĞDIÇ
ZİYAD SULTANOV

Detaylar için…
0 507 517 88 80

Cavit Atmaca Retrospektif Sergisi 1-20 Kasım 2017  

CAVİT ATMACA_0079“Düşüncelerimi, sözcüklerimi, düşlerimi, topluma vermek istediğim mesajlarımı resimle ifade ediyorum. Sürekli bir devinim, daha güzele ulaşmak isteği, en zoru da bu. Hiç ulaşabildiğini hissedemiyorsun, zora koşmak ama bu tutku beni dinamik, mutlu kılıyor.” cümleleriyle “Neden resim yapmak? sorusunun cevabını veren değerli sanatçı Cavit Atmaca; sahiller, deniz, deniz mavilikleri, ören yerleri, insan grupları, kahveler, ağaç manzaraları gibi unsurlardan ilham alarak oluşturduğu eserlerinde, durgun ve duru renklerle özgür bir kompozisyon uygulaması ile doğa, insan ve memleket sevgisine dışavurumcu bir ustalıkla vurgu yapmıştır. 2016 yılında kaybettiğimiz değerli sanatçının anısına düzenlediğimiz sergide, İzmirli sanatseverler ustanın 1955 – 2015 döneminden eserlerini izleme fırsatı elde ediyor.

Biyografi

1931 yılında Adapazarı’nda doğdu. 1955 yılında İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Resim Bölümü’nü bitirdi. Kütahya Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü, İzmir Resim ve Heykel Müzesi Müdür Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Buca Eğitim Fakültesi Resim Bölümü’nde öğretim üyeliği yaptı. Şimdiye kadar İstanbul, Ankara ve İzmir’de olmak üzere 50’nin üstünde kişisel sergi açtı. 200’ü aşkın karma sergiye katıldı. Çeşitli yarışmalarda kazandığı 7 ödülü vardır. Eserleri; müzelerde, yurtiçi ve yurtdışında çeşitli özel koleksiyonlarda bulunmaktadır.  Cavit Atmaca, hayatının sonuna kadar, İzmir Alsancak semtinde özel atölyesinde çalışmalarına devam etmiştir. 27 Mayıs 2016 ‘da vefat etmiştir.

Eserlerinin Bulunduğu Yerler

Ankara ve İzmir Devlet Resim ve Heykel Müzeleri, Milli Kütüphane Koleksiyonu, Kültür Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı Köşkü, Ankara Devlet Konservatuarı, Akbank, İş Bankası, Ziraat Bankası Koleksiyonları, MTA Koleksiyonu, Bolu Devlet Güzel Sanatlar Galerisi, Izmir Selçuk Yaşar Müzesi, Yaşar Holding, İzmir Büyükşehir Belediyesi koleksiyonlarında ayrıca yurtiçi ve yurtdışında çeşitli özel koleksiyonlarda birçok eseri bulunmaktadır.